Page 7

Zıkkımın kökü…

ZARAFET…

Her Tavrın
Bir Zarafeti Vardır;
Oturmanın,
Kalkmanın,
Eşyaya Bakmanın…

Gönüllerdeki Zarafet
Dışa Yansıdıkça
Hayat Güzelleşir.

Bir Zarif Adam
Dedi ki ;
– Çocukluğumu hatırlarım,
biraz hızlı yürüsem,
ayağımı yere vurarak bassam, kızarak, parlayarak değil,
inandırarak, anlatarak,.

– Her şeyin
bir canı var yavrum,
tahta incinmez mi?
Bizi üstünde gezdiriyor,
Bizim de ona
hürmet etmemiz
gerekmez mi?”
derlerdi.

Bardağı yere koyarken ses çıkarmak ayıptı, Bardak ve konulduğu yer incinmemeliydi…

Uyandırılmak
istenen kişinin
yastığına hafifçe vurularak,

“Âgâh Ol Erenler! Denilirdi.

“Ben” diye konuşulmaz,
“Fakir” ifadesi
veya
“Köleniz”
Manasına gelen
“Bendeniz”
diye kullanılırdı,.
Gelen Misafirin
ayakkabıları içeri doğru çevrilirdi,.
Kapıya doğru çevirmek,
Bir daha gelme, demekti,.
İçeri dönük ayakkabılarını
giyen misafir,
evdekilere arkasını çevirmeden giyer ve kapıdan çıkardı…

“Kapıyı Kapat!” denilmezdi.
Allah (c.c)
kimsenin kapısını
kapatmasın diye,
“Kapıyı Ört”
ya da
“Sırla” denirdi.

“Lambayı Söndür” denilmezdi.
Allah (c.c)
kimsenin ışığını
söndürmesin diye,
“Lambayı Dinlendir” Denirdi,.
Lamba Yakılmaz, Uyandırılırdı,.

Yolda karşılaşanlar temenna ederlerken
El Kalbe götürüldüğünde,

“Muhabbetin Yüreğimde”,

Dudağa Götürüldüğünde “Yâdın Dilimde”,

Başa Götürüldüğünde.
“Başımın Üstünde Yerin Var”,.

Denilmek İstenirdi…

Canlı Cansız
Her Şeyin
Bir Hatırı Vardı
Eskiden,.

Peygamber Efendimizin (sav)
63Yaşında Vefatından Sebep,
63 Yaşını Geçmiş
Büyüklerimiz
Yaşları Sorulduğunda,
“Haddi Aştık” Derlerdi…

Yolda,
Küçük,
Büyüğünün
Önünden
Yürüyemezdi…

Nereden Nereye?

Kendimize Yabancılaştık,
Nezaketi,
Güzel Ahlakı,
Öz Sevgiyi,
Hakiki Saygıyı
Kaybettik…

En Kısa Zamanda
Bu Zarafate Döneriz,
İnşaallah…

Zarafet Olmazsa,
Haya Olmaz,
Ahlak Olmaz…

Çocuğunuz,
Eşiniz,
Aileniz,
Sevdikleriniz
Emniyette Olmaz…

Bu Zarafeti
Bize Sunana Ve
Bu Zarafetle Yaşayanlara Teşekkürler…

Selam ve Dua İle…

Onu yeme bunu yeme!

Olmazsa olmaz!

Eğitim olmadan üretim olmaz,
Üretim olmadan tüketim olmaz,
Tüketim olmadan büyüme olmaz,
Büyüme olmadan kalkınma olmaz,
Kalkınma olmadan refah olmaz.
Refah olmadan huzur olmaz,
Huzur olmadan dayanışma olmaz,
Dayanışma olmadan millet olmaz,
Millet olmadan devlet olmaz,
Devlet olmadan güç olmaz,
Gücün yoksa paran geçerli olmaz.
BOŞ LAF KARIN DOYURMAZ.

TABURCU

Neden Türk hekimleri hastalarını iyileştirdikten sonra ‘’taburcu’’ ederler; ‘’gitsin’’, ‘’evci’’ gibi kelimeler kullanmazlar, hiç aklınıza geldi mi? Taburcu kelimesinin çok hüzünlü bir hikayesi vardır aslında.

Özellikle 1. Dünya ve Çanakkale Savaşı sırasında ülkenin tıp eğitimi veren tek kurumu Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane, hocalarını, öğrencilerini cepheye yolluyor, eğitime ara vermek zorunda kalıyor, binası ise tamamen hastaneye dönüşüyordu. Sadece cephede savaşmakla kalmıyor, savaş olmadığında ya da geride kalan kıdemsiz tıbbiyeliler, direnişte bizzat çalışıyorlardı. İzmir’in işgalinin üç gün sonrası, 18 Mayıs 1919’da, okulda hararetli, hüzünlü konuşmaların yapıldığı, hemen direniş gruplarının örgütlendiği bilinir.

Ülkede herkes askerdir, eli silah tutan tüm erkekler savaştadır. Gerçek kurumsal düzeyde tek hastane vardır, ülkenin her yanındaki cephelerde tüm hekimler subaydır, askerdir. Yaralılar iyileştirilir, komutan hastalarını, askerlerini dolaşır. Hastanede, kışlada, revirde, cephede çadırda, savaşta. Tabip subay, iyileşenleri, tekrar silah tutabilecekleri savaşa, taburuna yollar, ‘’taburcu’’ eder. Başka hiçbir milletin, ülkenin hastanesinde, hastalar iyileştiklerinde ‘’taburuna yollanmaz, taburcu’’ edilmez. Bazı değerleri, yaşamının içine böylesine sindirmiş başka bir millet yoktur. Başkalarını bilmem ama, taburcu ettiğim her hastada, göğsümün ağlamaklı kabarması bundandır. Ordusunu, askerini, bağımsızlık mücadelesini, tüm aziz şehitlerini, yaşamına böyle sindiren başka bir millet yoktur. Bazı olguların farkında olmasak da her zaman, sonsuza kadar bizimle yaşayacaklar…

İşte size ‘’taburcu’’luğun hikayesi…

Beyin Yorgunluğu

Bilimsel literatürde “psikolojik yorgunluk”, Anadolu’da ise “gönül yorgunluğu” olarak tanımlanıyor.

Ne oluyor?

Beyin yorgunluğunun bir değil binlerce nedeni var. Son yıllarda daha yaygın görülmesinin sebepleri ise saymakla bitmez. Kimi geleceğine ilişkin belirsizlik ve güvensizlikten, kimi bugünlerde daha yoğun yaşadığı gerginlik, bunaltı, kızgınlık, nefret ve benzeri olumsuzluklardan, kimi yetersiz mali güç, işsizlik, eşten, çocuktan ayrı düşme, ev, köy, mahalle, şehir değiştirmelerden, kimi arkadaş, dost, aileden, yani sosyal çevresinden kopma, kimi “koca baskısı-eş dırdırı”, patron stresinden beynini yorgun düşürüyor.
Neticede bazıları “keyifsizlik, halsizlik, isteksizlik, iç sıkıntısı, kas eklem ağrıları, bitkinlik, halsizlik” ve benzeri işaretlerle sorununu hafif düzeyde “idare ederken”, bazıları da depresyonun pençesine düşüyor.
Ve zaten işte tam da bu noktada işler karışıyor: Göğüs ağrıları, çarpıntılar, terlemeler başlıyor -kalp doktoruna koşuluyor-, baş ağrıları, el ayak uyuşmaları, iç çekilmeleri, göz kararmaları başlıyor -nörologlarda fayda aranıyor-, durduk yerde başlayan baş dönmesi, kulak çınlaması ve benzeri yakınmalarla çare kulak burun boğaz doktorlarında aranıyor.
Şikâyetler sadece bunlarla da sınırlı olmuyor ve inanılmaz genişlikte bir otobanda tatsız bir sağlıksızlık yolculuğu başlıyor: Kramplar, kas ve eklem ağrıları, ağız kurumaları, bağırsak spazmları, reflü benzeri mide sorunları, unutkanlık, uyku problemleri, odaklanma güçlükleri ve sık sık hasta olma halleri neredeyse o kişinin “yol arkadaşları” haline gelebiliyor.

Ne yapmalı?

Anlattıklarımla biraz canınızı sıktığımı ben de tahmin ediyorum ama günün birinde yukarıdaki yakınmaların farklı kombinasyonlar halinde sizde de ortaya çıkması halinde probleminizin adına ister “beyin yorgunluğu”, ister “gönül yorgunluğu”, ister “psikolojik yorgunluk” deyin, iç dünyanızdaki çatışmalardan, gelgitlerden, kopmalardan, eksilme ya da patlamalardan, bölünme ve çatlamalardan, daha da kötüsü aidiyetinize ilişkin kopmalardan kaynaklanabileceği aklınızda olsun.
Sorununuza sakın ola ki sadece vitamin hapları, uyku ilaçları, ağrı kesiciler vs ile çözmeye kalkmayın.
Önce bir kendi çapınızda “iç hesaplaşma” yapın -ama bunu samimiyetle gerçekleştirmeye bakın-, eğer işin içinden çıkamazsanız bir doktordan mümkünse de bir psikiyatr uzmanından yardım almaya bakın, çünkü sorun zannettiğinizden de önemli ve çözümü zor bir konudur.

(Alıntıdır)

tıklatv, tıkla tv, tiklatv, tikla tv, tıklatv.com, tıkla.tv, tiklatv.com, tikla.tv, #teknolojiylebarış, burayatıkla, girbak, burayatikla, tıkla tv izle, bir tıkla tv keyfi, unutulmaz filmler, bedava film izle, türkçe altyazılı film izle, izlesene, bedava en son filmler, film arşivi, en iyi videolar, en yeni videolar, tıkla harbi tv, tıklayınız, tıkla gelsin, tıklama oyunu, niyazi tv tıkla bana, lig tv tıkla izle, eski videolar, nostaljik videolar, video izle, çizgi film izle, kaza anı, sex, sexy, woman, body, hair, nice, ass, bedava izle...
?

Komik ve enteresan şeylerin yer aldığı, uygulama gerektirmeyen, kullanımı kolay, görsel içerikli web sitesi.
TIKLA.TV; bu site aracılığı ile bağlandığınız herhangi bir web sitesinin içeriğinden sorumlu değildir.
Site içerikleri 18 yaşından küçükler için uygun olmayabilir / değildir.
TIKLA.TV © 2018
error: TIKLA.TV (Copy Protection)